BURASI TÜRKİYE HER AN HERŞEY OLABİLİR!

Dünya 15.04.2026 - 10:49, Güncelleme: 15.04.2026 - 11:38
 

BURASI TÜRKİYE HER AN HERŞEY OLABİLİR!

Yaşanmaz hale geldi güzel ülkem, milleti kirazı taneyle alıyor, kapitalizme köle oluyor. Ben gene de azınlık olarak direnmekten yanayım, özünü unutmadan insan kalmaya , ahlakı toplumsal sosyoloji bilimiyle harmanlayarak insan yetiştirmeye devam edeceğim, boş arazide pet şişeler ile oynayacak çocuklarım, öğretmene eti kemiği senin diyebileceğim, hastanede kuyruk beklerken bencillik etmeyeceğim, yapılacak şeylere bakınca o kadar kolay ki...Tıpkı bir öğrencinin elinde silahla okul basması gibi...
Daha geçtiğimiz hafta parkta boğazından bıçaklanan küçük çocuk için bu kadar da olmaz derken, öfkemiz ve haklılığımız kursağımızda kalıyor, gün geçmiyor ki ülkemizde şaşıracağımız gündemler yerini bir başkasına bırakıyor. Bir okula elinde silah ile kolayca girmesi, soğukkanlı şekilde henüz bir öğrenciyken silahı kullanabilmesi, insan hayatını hiçe sayacak kadar şuurusuz olması , yaralalan birçok öğrenci, öğretmen personelin olması, hayatını kaybedenlerin olması, üzerine bir de intihar edecek ruh hali... Hangisi ele alsak hangisi için üzülsek, hangisine daha çok utansak bilemedim, çuvaldızı kendime iğneyi size batırayım dedim ve bu ülkenin bugün geldiği konumda benim payıma düşen hataları düşündüm uzun uzun... Gerçekten artık çivisi çıktı, okulda şiddet, hastahanede şiddet, salıncak ve kaykayda bile şiddet... Genç nüfusun giderek azalması, evlilik oranının düşmesi boşanmanın çoğalması gibi faktörlere bakıp mevcut z kuşağına bayrağı teslim etmek zorunda kalmak kadar kaygı verici bir durum olamaz. Her karışında aziz şehitlerimizin kanı olan bu vatanı kime neye güvenip emanet edeceğiz. Peki bizim sosyal çürüyüşümüzün temelinde neler var? Mevcut olayı yasalara göre çözmek çözüm mü? Günü kurtarmak mı? Bence işin köküne inmediğimiz sürece kurutamayız, aksime şımartırn şahlandırırız, bu hep böyledir başarı kökten beslenir, hataların kökü kurursa çözüme kavuşur. Öncelikle ailede başlayan temel eğitimde saygı, nezaket ve hoşgörü yoksa adabı muhaşeret tarih olduysa biz daha çok okul baskını hastahanede şiddet olayını izler ah vah çekeriz. Ekonomik sıkıntılar altında ezilen anne baba mesaiden mesaiye koşarken tiktok ve youtubeye sanal oyunlar ve sosyal medyaya emanet ettiğimiz çocuklar en güvenli alanı olan birkaç metrekarelik odalarında mutasyona uğrayarak birer canavara dönüşüyor farkında değiliz, dayatılmış at yarışı sisteminde koşuşturan zeki çocuklarımızında gelecek kaygısı altında bunalım yaşadıklarını intiharları da çok kez gördük.  Tabloya bakınca , ekonomik seviye ve ailede başlayan manevi eğitimin kaybolmak üzere olduğu ülkemizdei ipin ucu çoktan kaçmış kaybolmuş gibi görünüyor. Üstelik bizler bireysel olarak olabildiğince düzgün yetiştirmeye çalıştığımız evlatlarımızın okul koridorunda kurşunlanması ihtimalini de artık yaşıyoruz. Kutsal meslek diyerek taçlandırdığımız toplumun hamuruna elleri ile şekil veren öğretmenlerimiz için de ayrıca kaygılıyız, uzman doktorlarımız profösörlermizde güven de değil, parkta salıncağa binen çocuğumuzun boğazı kesilebilir mesela... Hakikaten ne kaldı şaşılacak?  Sosyal çürüme hızla ilerliyor, burnumuza artık pis kokular ağır geliyor... Yaşanmaz hale geldi güzel ülkem, milleti kirazı taneyle alıyor, kapitalizme köle oluyor. Ben gene de azınlık olarak direnmekten yanayım, özünü unutmadan insan kalmaya , ahlakı toplumsal sosyoloji bilimiyle harmanlayarak insan yetiştirmeye devam edeceğim, boş arazide pet şişeler ile oynayacak çocuklarım, öğretmene eti kemiği senin diyebileceğim, hastanede kuyruk beklerken bencillik etmeyeceğim, yapılacak şeylere bakınca o kadar kolay ki...Tıpkı bir öğrencinin elinde silahla okul basması gibi... Hangi kolay yolu seçeceğinize bağlı bu ülkenin kaderi..  
Yaşanmaz hale geldi güzel ülkem, milleti kirazı taneyle alıyor, kapitalizme köle oluyor. Ben gene de azınlık olarak direnmekten yanayım, özünü unutmadan insan kalmaya , ahlakı toplumsal sosyoloji bilimiyle harmanlayarak insan yetiştirmeye devam edeceğim, boş arazide pet şişeler ile oynayacak çocuklarım, öğretmene eti kemiği senin diyebileceğim, hastanede kuyruk beklerken bencillik etmeyeceğim, yapılacak şeylere bakınca o kadar kolay ki...Tıpkı bir öğrencinin elinde silahla okul basması gibi...

Daha geçtiğimiz hafta parkta boğazından bıçaklanan küçük çocuk için bu kadar da olmaz derken, öfkemiz ve haklılığımız kursağımızda kalıyor, gün geçmiyor ki ülkemizde şaşıracağımız gündemler yerini bir başkasına bırakıyor. Bir okula elinde silah ile kolayca girmesi, soğukkanlı şekilde henüz bir öğrenciyken silahı kullanabilmesi, insan hayatını hiçe sayacak kadar şuurusuz olması , yaralalan birçok öğrenci, öğretmen personelin olması, hayatını kaybedenlerin olması, üzerine bir de intihar edecek ruh hali...

Hangisi ele alsak hangisi için üzülsek, hangisine daha çok utansak bilemedim, çuvaldızı kendime iğneyi size batırayım dedim ve bu ülkenin bugün geldiği konumda benim payıma düşen hataları düşündüm uzun uzun...

Gerçekten artık çivisi çıktı, okulda şiddet, hastahanede şiddet, salıncak ve kaykayda bile şiddet...

Genç nüfusun giderek azalması, evlilik oranının düşmesi boşanmanın çoğalması gibi faktörlere bakıp mevcut z kuşağına bayrağı teslim etmek zorunda kalmak kadar kaygı verici bir durum olamaz. Her karışında aziz şehitlerimizin kanı olan bu vatanı kime neye güvenip emanet edeceğiz.

Peki bizim sosyal çürüyüşümüzün temelinde neler var? Mevcut olayı yasalara göre çözmek çözüm mü? Günü kurtarmak mı? Bence işin köküne inmediğimiz sürece kurutamayız, aksime şımartırn şahlandırırız, bu hep böyledir başarı kökten beslenir, hataların kökü kurursa çözüme kavuşur.

Öncelikle ailede başlayan temel eğitimde saygı, nezaket ve hoşgörü yoksa adabı muhaşeret tarih olduysa biz daha çok okul baskını hastahanede şiddet olayını izler ah vah çekeriz. Ekonomik sıkıntılar altında ezilen anne baba mesaiden mesaiye koşarken tiktok ve youtubeye sanal oyunlar ve sosyal medyaya emanet ettiğimiz çocuklar en güvenli alanı olan birkaç metrekarelik odalarında mutasyona uğrayarak birer canavara dönüşüyor farkında değiliz, dayatılmış at yarışı sisteminde koşuşturan zeki çocuklarımızında gelecek kaygısı altında bunalım yaşadıklarını intiharları da çok kez gördük. 

Tabloya bakınca , ekonomik seviye ve ailede başlayan manevi eğitimin kaybolmak üzere olduğu ülkemizdei ipin ucu çoktan kaçmış kaybolmuş gibi görünüyor.

Üstelik bizler bireysel olarak olabildiğince düzgün yetiştirmeye çalıştığımız evlatlarımızın okul koridorunda kurşunlanması ihtimalini de artık yaşıyoruz. Kutsal meslek diyerek taçlandırdığımız toplumun hamuruna elleri ile şekil veren öğretmenlerimiz için de ayrıca kaygılıyız, uzman doktorlarımız profösörlermizde güven de değil, parkta salıncağa binen çocuğumuzun boğazı kesilebilir mesela...

Hakikaten ne kaldı şaşılacak? 

Sosyal çürüme hızla ilerliyor, burnumuza artık pis kokular ağır geliyor...

Yaşanmaz hale geldi güzel ülkem, milleti kirazı taneyle alıyor, kapitalizme köle oluyor. Ben gene de azınlık olarak direnmekten yanayım, özünü unutmadan insan kalmaya , ahlakı toplumsal sosyoloji bilimiyle harmanlayarak insan yetiştirmeye devam edeceğim, boş arazide pet şişeler ile oynayacak çocuklarım, öğretmene eti kemiği senin diyebileceğim, hastanede kuyruk beklerken bencillik etmeyeceğim, yapılacak şeylere bakınca o kadar kolay ki...Tıpkı bir öğrencinin elinde silahla okul basması gibi...

Hangi kolay yolu seçeceğinize bağlı bu ülkenin kaderi..

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rotayonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.