Dilek Tuna Memişoğlu
Köşe Yazarı
Dilek Tuna Memişoğlu
 

DUMLUPINAR ÇELİKTEN MEZAR

“Ah bir ataş ver cigaramı yakayım, Sen salın gel,  Ben de boyuna bakayım. Uzun olur gemilerin direği, Ah çatal olur efelerin yüreği Ah yanık olur anaların yüreği”… Bu türküyü ne zaman dinlesem, içim cız eder, burnumun direği sızlar… “Încecikten bir sigara dumanı” gelir taa Çanakkale’den buralara… 81 şehit denizcisiyle, Çanakkale Boğazı’nda yatan “Dumlupınar Denizaltısı” düşer aklıma… 4 Nisan 1953’te İsveç şilebiyle çarpışan… Çarpışma sonrası sağ kalan 22 denizcimiz küçüçük bir bölmeye sığınmış.  Kurtarılacaklarını ümid ederek bekliyorlar. Deniz üzerine attıkları bir şamandıradaki kabloyla merkezle iletişim kurabiliyorlar; – Alo… Dumlu? – Evet… Dumlu! –Efendim hava biraz fenalaştı! – Morallerinizi bozmayın. O hava size daha iki gün yeter. Sen çocukları yatır. Sigara içmeyin. –Yok efendim, hepsi yatıyor, sigara da içmiyoruz. Işık da yok.  – Karanlıktayız! – İhtiyaç lambalarını kullanmayın, ileride lazım olacak. – Kullanmıyoruz zaten. Birinin ışığı çok zayıfladı. Nefesler tutuluyor, dualar ediliyor, gözyaşları akıtılıyor bu 22 insan için. Bir şeyler yapılmaya çalışıldıysa da o dönem şartlarına göre kurtarılmaları imkânsız… Aradan zaman geçip durumun ümitsizliği iyice anlaşılınca, merkezden yeni bir anons geliyor: “Konuşabilirsiniz, türkü söyleyebilirsiniz, sigara içebilirsiniz”   “Her şey buraya kadarmış kumandan, birer cigara yakalım mı” diyor bir asker…  Sonrasında denizaltıyla irtibat kesiliyor ve tüm ümitler tükeniyor… Çanakkale Boğazı’nın derin sularında  bir “Dumlupınar” yatıyor 73 yıldır… İçinde “81 güzel insanıyla” Saygı, hürmet ve rahmetle…
Ekleme Tarihi: 05 Nisan 2026 -Pazar

DUMLUPINAR ÇELİKTEN MEZAR

“Ah bir ataş ver cigaramı yakayım,

Sen salın gel, 
Ben de boyuna bakayım.
Uzun olur gemilerin direği,
Ah çatal olur efelerin yüreği
Ah yanık olur anaların yüreği”…

Bu türküyü ne zaman dinlesem, içim cız eder, burnumun direği sızlar…
“Încecikten bir sigara dumanı” gelir taa Çanakkale’den buralara…
81 şehit denizcisiyle, Çanakkale Boğazı’nda yatan “Dumlupınar Denizaltısı” düşer aklıma…
4 Nisan 1953’te İsveç şilebiyle çarpışan…
Çarpışma sonrası sağ kalan 22 denizcimiz küçüçük bir bölmeye sığınmış. 
Kurtarılacaklarını ümid ederek bekliyorlar.
Deniz üzerine attıkları bir şamandıradaki kabloyla merkezle iletişim kurabiliyorlar;
– Alo… Dumlu?
– Evet… Dumlu!
–Efendim hava biraz fenalaştı!
– Morallerinizi bozmayın. O hava size daha iki gün yeter. Sen çocukları yatır. Sigara içmeyin.
–Yok efendim, hepsi yatıyor, sigara da içmiyoruz. Işık da yok. 
– Karanlıktayız!
– İhtiyaç lambalarını kullanmayın, ileride lazım olacak.
– Kullanmıyoruz zaten. Birinin ışığı çok zayıfladı.

Nefesler tutuluyor, dualar ediliyor, gözyaşları akıtılıyor bu 22 insan için.
Bir şeyler yapılmaya çalışıldıysa da o dönem şartlarına göre kurtarılmaları imkânsız…
Aradan zaman geçip durumun ümitsizliği iyice anlaşılınca, merkezden yeni bir anons geliyor:
“Konuşabilirsiniz, türkü söyleyebilirsiniz, sigara içebilirsiniz” 
 “Her şey buraya kadarmış kumandan, birer cigara yakalım mı” diyor bir asker… 

Sonrasında denizaltıyla irtibat kesiliyor ve tüm ümitler tükeniyor…

Çanakkale Boğazı’nın derin sularında  bir “Dumlupınar” yatıyor 73 yıldır…
İçinde “81 güzel insanıyla”
Saygı, hürmet ve rahmetle…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rotayonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.