Aylin Özgür
Köşe Yazarı
Aylin Özgür
 

DİZİLER

Şimdi söze nasıl başlasam bilmiyorum… Uzun zamandır oturup bir diziyi baştan sona izlemiyorum. Bazen sosyal medyada karşıma çıkan kısa sahnelere denk geliyorum, bazen birinin paylaştığı bir cümleye, bir kesite… Ve her seferinde içimde aynı düşünce beliriyor: Durum gerçekten çok vahim. Çünkü günümüz dizileri artık insana insan olduğunu hatırlatmıyor. Aile kavramından uzak, merhametten uzak, vicdandan uzak… Kadın haklarından, çocukların değerinden, insan onurundan ve en önemlisi iyilikten uzak hikâyeler anlatılıyor bize. Peki neye yakınlar? Şiddete… Kötülüğe… İhaneti sıradanlaştırmaya… İnsanların birbirini kullanmasına… Kıymet bilmemeye… Bencilliğe… Narsistliğe… Kalabalıklar içinde insanı yalnızlaştırmaya… Sanki artık dizilerde herkes kötü olmak zorundaymış gibi. Bağıran güçlü, kıran haklı, acımasız olan “karizmatik” gösteriliyor. İnsan bazen düşünüyor: İyilik nerede kaldı? Huzur ne zaman bu kadar değersiz oldu? Bir zamanlar diziler insanların içine sıcaklık bırakırdı. Aile olmak kutsaldı mesela. Bir sofraya oturmanın anlamı vardı. Büyüklerin sözü kıymetliydi. İnsanlar birbirine sadece kan bağıyla değil, gönül bağıyla da bağlıydı. Şimdi ise ekranda gördüğümüz çoğu ilişki; öfke, çıkar ve güç savaşından ibaret. Sonra biri çıkıp “Ama bunlar gerçek hayat” diyor. Gerçek hayat gerçekten sadece karanlıktan mı ibaret? İnsanların hayallerinde ne zamandan beri şiddet var? Bir çocuk neden sevgiyi değil de bağırmayı örnek alarak büyüsün? Oysa insanlara başka şeyler de anlatılabilir. Bir kadının değer gördüğü hikâyeler mesela… Çocukların gerçekten önemsendiği… İnsanların birbirini ezmeden de güçlü olabildiği… Korumanın, kırmaktan daha büyük bir güç olduğunun anlatıldığı hikâyeler… Çünkü gerçek güç; korkutmak değil, güven verebilmektir. Belki bir senaryo yazmak kolay değildir, bilmiyorum. Yeni bir konu bulmak da zordur belki. Ama insan düşünüyor yine de… Şiddeti üretmek bu kadar kolaysa, neden iyiliği çoğaltmak bu kadar zor geliyor? “İzlenmez” diyor bazıları. Hayır, izlenir. Hem de nasıl izlenir. Çünkü insanın ruhu hâlâ güzel olana aç. Hâlâ umut görmek isteyen insanlar var. Hâlâ ekranlarda kendini güvende hissetmek isteyen çocuklar, huzur görmek isteyen aileler var. Kötülük zaten hayatın her yerinde. İnsanlar artık biraz da iyiliği örnek alsın istemek çok mu? Belki de mesele yalnızca diziler değildir. Çünkü insan neyi uzun süre izlerse, bir süre sonra ona alışır. Şiddete alışır, sevgisizliğe alışır, kırmaya alışır… Sonra bir gün merhamet garip, iyilik ise “gerçek dışı” gelmeye başlar. Oysa insan ruhu karanlığa değil, huzura yakışır. Ve belki de artık en çok ihtiyacımız olan şey; Bize yeniden insan olduğumuzu hatırlatan hikâyelerdir. Her daim bir umut vardır Aylin Özgür
Ekleme Tarihi: 04 Haziran 2026 -Perşembe

DİZİLER

Şimdi söze nasıl başlasam bilmiyorum… Uzun zamandır oturup bir diziyi baştan sona izlemiyorum. Bazen sosyal medyada karşıma çıkan kısa sahnelere denk geliyorum, bazen birinin paylaştığı bir cümleye, bir kesite… Ve her seferinde içimde aynı düşünce beliriyor: Durum gerçekten çok vahim. Çünkü günümüz dizileri artık insana insan olduğunu hatırlatmıyor. Aile kavramından uzak, merhametten uzak, vicdandan uzak… Kadın haklarından, çocukların değerinden, insan onurundan ve en önemlisi iyilikten uzak hikâyeler anlatılıyor bize. Peki neye yakınlar? Şiddete… Kötülüğe… İhaneti sıradanlaştırmaya… İnsanların birbirini kullanmasına… Kıymet bilmemeye… Bencilliğe… Narsistliğe… Kalabalıklar içinde insanı yalnızlaştırmaya… Sanki artık dizilerde herkes kötü olmak zorundaymış gibi. Bağıran güçlü, kıran haklı, acımasız olan “karizmatik” gösteriliyor. İnsan bazen düşünüyor: İyilik nerede kaldı? Huzur ne zaman bu kadar değersiz oldu? Bir zamanlar diziler insanların içine sıcaklık bırakırdı. Aile olmak kutsaldı mesela. Bir sofraya oturmanın anlamı vardı. Büyüklerin sözü kıymetliydi. İnsanlar birbirine sadece kan bağıyla değil, gönül bağıyla da bağlıydı. Şimdi ise ekranda gördüğümüz çoğu ilişki; öfke, çıkar ve güç savaşından ibaret. Sonra biri çıkıp “Ama bunlar gerçek hayat” diyor. Gerçek hayat gerçekten sadece karanlıktan mı ibaret? İnsanların hayallerinde ne zamandan beri şiddet var? Bir çocuk neden sevgiyi değil de bağırmayı örnek alarak büyüsün? Oysa insanlara başka şeyler de anlatılabilir. Bir kadının değer gördüğü hikâyeler mesela… Çocukların gerçekten önemsendiği… İnsanların birbirini ezmeden de güçlü olabildiği… Korumanın, kırmaktan daha büyük bir güç olduğunun anlatıldığı hikâyeler… Çünkü gerçek güç; korkutmak değil, güven verebilmektir. Belki bir senaryo yazmak kolay değildir, bilmiyorum. Yeni bir konu bulmak da zordur belki. Ama insan düşünüyor yine de… Şiddeti üretmek bu kadar kolaysa, neden iyiliği çoğaltmak bu kadar zor geliyor? “İzlenmez” diyor bazıları. Hayır, izlenir. Hem de nasıl izlenir. Çünkü insanın ruhu hâlâ güzel olana aç. Hâlâ umut görmek isteyen insanlar var. Hâlâ ekranlarda kendini güvende hissetmek isteyen çocuklar, huzur görmek isteyen aileler var. Kötülük zaten hayatın her yerinde. İnsanlar artık biraz da iyiliği örnek alsın istemek çok mu? Belki de mesele yalnızca diziler değildir. Çünkü insan neyi uzun süre izlerse, bir süre sonra ona alışır. Şiddete alışır, sevgisizliğe alışır, kırmaya alışır… Sonra bir gün merhamet garip, iyilik ise “gerçek dışı” gelmeye başlar. Oysa insan ruhu karanlığa değil, huzura yakışır. Ve belki de artık en çok ihtiyacımız olan şey; Bize yeniden insan olduğumuzu hatırlatan hikâyelerdir. Her daim bir umut vardır Aylin Özgür
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rotayonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.