Doğa ile ilgili araştırmalar okurken bazı bilgiler dikkatimi çekti.
Okudukça ve kendi doğa deneyimlerimi düşündükçe, anlatılanların önemli ölçüde doğruluk payı taşıdığına inandım. Bunu bir bilim insanı olarak değil; doğada huzur bulan biri olarak paylaşmak istedim.
İnsanlar ormanları çoğu zaman düşünmeden yok ediyor.
Oysa bilseler ormanın insana kattıklarını...
Orman sadece ağaçlardan ibaret değildir.
Orman; hayat demektir, nefes demektir, huzur demektir, sağlık demektir, terapi demektir.
Ağaçlar, kendilerini böceklerden, mantarlardan ve diğer zararlılardan koruyabilmek için fitonsit adı verilen doğal ve uçucu maddeler salgılar. İçimize çektiğimiz o eşsiz orman kokusunun önemli bir kısmı da bu doğal bileşiklerden gelir.
Bilimsel araştırmalar, ormanda zaman geçirmenin stresi azaltabildiğini, zihni dinlendirebildiğini, ruh hâlini iyileştirebildiğini ve bağışıklık sistemini olumlu yönde destekleyebildiğini gösteriyor.
Belki de bu yüzden ormanda yürürken kendimizi daha huzurlu, daha hafiflemiş ve daha canlı hissederiz.
Belki de yüzyıllardır insanlar, farkında olmadan kendilerini iyi hissetmek için doğaya sığınıyor. Çünkü bazen en iyi terapi; kuş sesleri eşliğinde yürümek, rüzgârın ağaçların arasındaki fısıltısını dinlemek ve ciğerlerini tertemiz orman havasıyla doldurmaktır.
Biz çoğu zaman ormana sadece odun, kereste ya da arazi gözüyle bakıyoruz. Oysa orman; sessizce bize oksijen sunan, sayısız canlıya yuva olan, bedenimizi ve ruhumuzu dinlendiren yaşayan bir ekosistemdir.
Bir ağacı kesmek sadece bir gövdeyi devirmek değildir. Geleceğin nefesinden, huzurundan ve umudundan da eksiltmektir.
Ormanları korumak, aslında kendimizi ve bizden sonraki nesilleri korumaktır.
Çünkü doğa her gün bize aynı mesajı fısıldıyor:
"Bana iyi bakarsan, ben de sana iyi bakarım."
Her daim bir umut vardır
Aylin Özgür