Neden Yakın Neden Uzak
İçsel dürtülerimle konuşurken içimden gelen bir ses. İnsanlar dediğimiz bu dünyada, herkes kendi fıtratı ve duygularıyla yaşıyor. Ama neden çoğu insan duygularının esiri olmuş gibi gamsızca yaşamayı tercih ediyor? Neden “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı bu kadar sıradanlaştı?
Bir an için hayal edin…
Yolda ilerliyorsunuz. Gün sıradan bir gün gibi başlıyor. Derken küçük bir kaza geçiriyorsunuz. Büyük bir felaket değil ama aracınızda masraf çıkaracak kadar bir hasar var. İçinizde hafif bir sarsıntı, biraz endişe biraz da çaresizlik…
Küçük bir sorunu çözmek varken neden onun büyümesine göz yumulur? Oysa küçük bir sıkıntı, paylaşılarak, bölüşülerek hafifletilebilir, hatta yeniden anlam kazanabilir. Buna rağmen nötr kalmayı, sessizliği seçen insanlara ne demeli?
İletişim dediğimiz bir gerçek varken, “Ben ne yapabilirim? Nasıl dokunabilirim?” diye sormak yerine susmayı seçmek neden? Bir teselli cümlesi kurmaktan bile çekinilen bir çevrede bulunmak insanı derinden yaralıyor.
Asıl acı veren şey şu… Neden hisler köreldi? Neden sahiplenme duygusu zayıfladı? Neden “biz” olma hâli kayboldu? Sanki maddeye indirgenmiş bir yaşamın içinde anlamdan uzak, mekanik bir şekilde var oluyoruz.
Oysa doğru olan, düşenin yanında olduğunu hissettirmek değil mi? Çok uzağa gitmeden, uzakları hayal etmeden, hemen yanı başımızdakine, milimetre mesafesindekine dokunmak gerekmez mi? Neden bu kadar yakınız ama bir o kadar da uzak?
Musa Aşkın
Ekleme
Tarihi: 06 Nisan 2026 -Pazartesi
Neden Yakın Neden Uzak
İçsel dürtülerimle konuşurken içimden gelen bir ses. İnsanlar dediğimiz bu dünyada, herkes kendi fıtratı ve duygularıyla yaşıyor. Ama neden çoğu insan duygularının esiri olmuş gibi gamsızca yaşamayı tercih ediyor? Neden “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı bu kadar sıradanlaştı?
Bir an için hayal edin…
Yolda ilerliyorsunuz. Gün sıradan bir gün gibi başlıyor. Derken küçük bir kaza geçiriyorsunuz. Büyük bir felaket değil ama aracınızda masraf çıkaracak kadar bir hasar var. İçinizde hafif bir sarsıntı, biraz endişe biraz da çaresizlik…
Küçük bir sorunu çözmek varken neden onun büyümesine göz yumulur? Oysa küçük bir sıkıntı, paylaşılarak, bölüşülerek hafifletilebilir, hatta yeniden anlam kazanabilir. Buna rağmen nötr kalmayı, sessizliği seçen insanlara ne demeli?
İletişim dediğimiz bir gerçek varken, “Ben ne yapabilirim? Nasıl dokunabilirim?” diye sormak yerine susmayı seçmek neden? Bir teselli cümlesi kurmaktan bile çekinilen bir çevrede bulunmak insanı derinden yaralıyor.
Asıl acı veren şey şu… Neden hisler köreldi? Neden sahiplenme duygusu zayıfladı? Neden “biz” olma hâli kayboldu? Sanki maddeye indirgenmiş bir yaşamın içinde anlamdan uzak, mekanik bir şekilde var oluyoruz.
Oysa doğru olan, düşenin yanında olduğunu hissettirmek değil mi? Çok uzağa gitmeden, uzakları hayal etmeden, hemen yanı başımızdakine, milimetre mesafesindekine dokunmak gerekmez mi? Neden bu kadar yakınız ama bir o kadar da uzak?
Musa Aşkın
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.