Hep başkalarıyla konuşuyor, başkalarını dinliyoruz.
Oysa insanın bazen en çok, kendisiyle konuşmaya ihtiyacı var.
Gününüz kötü geçtiğinde kendinize nasıl davranıyorsunuz?
Yorgun hâlinize kızıyor, kendinizi suçluyor musunuz?
Yoksa sessizce yanınıza oturup,
“Geçer…” diyebiliyor musunuz?
Hayat boyunca başkalarını kendimize rakip gördük.
Zamanla yarıştık, yetişmeye çalıştık, eksiklerimizi başkalarının fazlalıklarıyla ölçtük.
Oysa gerçek rakibimiz kim biliyor musunuz?
Dünkü hâlimiz.
Arada bir kendinize sorun:
“Nasılsın?”
Cevabınızı acele etmeden dinleyin.
Üzüldüğünüzde kendinizi teselli edin.
Mutlu olduğunuzda mutluluğunuzu küçümsemeyin.
Bir şarkıya eşlik edin, içinizde birikenleri gökyüzüne bırakır gibi söyleyin.
Dualarınızda kendinize de yer açın.
Çünkü herkese yetişirken,
kendinize geç kalmış olabilirsiniz.
Hadi bugün dünyaya bakan pencerenizi biraz kapatın.
Sessizliği dinleyin.
Kendinizi karşınıza alın ve konuşun.
Geçiştirmeden…
Ertelemeden…
“Sonra” demeden…
Çünkü insanın kendisine verebileceği en güzel şey,
kendini yeniden duyabilmektir.
Ve unutmayın;
her daim bir umut vardır.
Aylin Özgür