Her şeyi o kadar güzel tüketiyoruz ki…
Mükemmeliz vesselam.
Sadece gıdayı değil; elektronik eşyaları, manevi değerleri, başkalarının hakkını da ustalıkla tüketiyoruz.
Uzman olmuşuz, kimse elimize su dökemez.
Eskiden hangi gıdanın içinde ne var pek bilmezdik. Gazetede ya da ders kitabında yazarsa öğrenirdik.
Şimdi ise uzmanız. Hatta başkalarına akıl verecek kadar.
“Şunu alma, bunda çok şeker var.”
Ama içindekiler listesindeki diğer kimyasallara ya bakmıyoruz ya da görmezden geliyoruz.
Kaç kalori aldığımızı biliyoruz.
Restoranda otururken bile telefonumuza yazıyoruz yemeği.
Hangi sebze hangi öğünde yenir, hangi vitamin nerede var…
Çok bilinçliyiz!
Hatta doktorlara bile doktorluk yapıyoruz.
“Boşuna okumuşlar” diyoruz.
Elektronik aletlerde de aynıyız.
Trend olan her şey hedefimiz.
Özelliklerine bakıyor, inceliyor, sonra koşa koşa almaya gidiyoruz.
“İlk ben sahip olmalıyım!”
İnsanları da tüketiyoruz biz.
İşimiz bitince, eleştirince, yorulunca…
Silip atıyoruz hayatımızdan.
Duyguları da tüketmiyor muyuz?
Kalp kırdığımızda özür dilemek yerine, suçlu olanı suçluyoruz.
Üste çıkmak daha kolay çünkü.
Oysa kimsenin kalbini bilmiyoruz.
İçinde ne fırtınalar kopuyor, neler yaşadı, nasıl sevdi…
Ama zaten bunlar bizim için önemli değil.
Hakkını gasp etmek, yapılan iyilikleri unutmak çok kolay.
Kişi ne emek verdi diye düşünmeden almak…
Tüketiyoruz biz her şeyi.
Kolayca, umarsızca, gaddarca…
Değerler değişti artık.
Egomuz hangi değeri istiyorsa onu seçiyoruz.
Ruhumuzu unutuyoruz; neye ihtiyacı var umursamıyoruz.
Çünkü ruhun istediği şeyler, bizim çoktan unuttuklarımız.
Farkında mısınız?
Bu dünyayı da tükettik.
Peki sırada tüketecek bir şey kaldı mı…?
Her daim bir umut vardır
Aylin Özgür
DÖRT DÖRTLÜK TÜKETİCİYİZ…
Her şeyi o kadar güzel tüketiyoruz ki…
Mükemmeliz vesselam.
Sadece gıdayı değil; elektronik eşyaları, manevi değerleri, başkalarının hakkını da ustalıkla tüketiyoruz.
Uzman olmuşuz, kimse elimize su dökemez.
Eskiden hangi gıdanın içinde ne var pek bilmezdik. Gazetede ya da ders kitabında yazarsa öğrenirdik.
Şimdi ise uzmanız. Hatta başkalarına akıl verecek kadar.
“Şunu alma, bunda çok şeker var.”
Ama içindekiler listesindeki diğer kimyasallara ya bakmıyoruz ya da görmezden geliyoruz.
Kaç kalori aldığımızı biliyoruz.
Restoranda otururken bile telefonumuza yazıyoruz yemeği.
Hangi sebze hangi öğünde yenir, hangi vitamin nerede var…
Çok bilinçliyiz!
Hatta doktorlara bile doktorluk yapıyoruz.
“Boşuna okumuşlar” diyoruz.
Elektronik aletlerde de aynıyız.
Trend olan her şey hedefimiz.
Özelliklerine bakıyor, inceliyor, sonra koşa koşa almaya gidiyoruz.
“İlk ben sahip olmalıyım!”
İnsanları da tüketiyoruz biz.
İşimiz bitince, eleştirince, yorulunca…
Silip atıyoruz hayatımızdan.
Duyguları da tüketmiyor muyuz?
Kalp kırdığımızda özür dilemek yerine, suçlu olanı suçluyoruz.
Üste çıkmak daha kolay çünkü.
Oysa kimsenin kalbini bilmiyoruz.
İçinde ne fırtınalar kopuyor, neler yaşadı, nasıl sevdi…
Ama zaten bunlar bizim için önemli değil.
Hakkını gasp etmek, yapılan iyilikleri unutmak çok kolay.
Kişi ne emek verdi diye düşünmeden almak…
Tüketiyoruz biz her şeyi.
Kolayca, umarsızca, gaddarca…
Değerler değişti artık.
Egomuz hangi değeri istiyorsa onu seçiyoruz.
Ruhumuzu unutuyoruz; neye ihtiyacı var umursamıyoruz.
Çünkü ruhun istediği şeyler, bizim çoktan unuttuklarımız.
Farkında mısınız?
Bu dünyayı da tükettik.
Peki sırada tüketecek bir şey kaldı mı…?
Her daim bir umut vardır
Aylin Özgür
Ekleme
Tarihi: 10 Ocak 2026 -Cumartesi
DÖRT DÖRTLÜK TÜKETİCİYİZ…
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.