“Eskiden ne güzeldi her şey…”
Günümüzde pek çok sohbet bu cümleyle başlıyor ve çoğu zaman yarım kalıyor.
Çünkü kelimeler, yaşananların ağırlığını taşımakta yetersiz kalıyor.
Anlatılamayan, sadece hissedilen bir geçmişten söz ediyoruz.
Duyguları anlatan kelimeler gerçekten var mı?
Bazen hissederiz, “geçti” deriz ve anıları bir sandığa kilitleriz.
O sandık ara sıra açılır, içinden özlem, sitem ve hüzün çıkar.
Eskiden her şey daha azdı ama daha özdü.
İnsan ilişkileri daha içten, daha samimiydi. Kimse kimsenin acısıyla alay etmezdi.
Yas tutmanın, susmanın, beklemenin ne demek olduğunu bilirdik.
Komşuluk sadece yan yana yaşamak değildi.
Her komşunun ayrı bir hikâyesi, ayrı bir sınavı vardı ve biz bunu bilirdik.
Bu yüzden daha dikkatli, daha saygılı davranırdık.
Birbirimizin hayatına sessizce ama duyarlı bir şekilde dokunurduk.
Bugün ise belki komşularımız çok, ama tanıdıklarımız az.
Aynı apartmanda yaşayıp birbirinin adını bilmeyen insanlar haline geldik.
Herkes kendi hikâyesini sessizce yaşarken, uzaktan izleyenler sormadan, anlamadan, önyargılarla senaryolar yazıyor.
Bir de hal hatır sormalarımız vardı.
Samimi, içten, güven veren…
Didiklemeden, suçlamadan, yargılamadan sorardık. Şimdi sorular bile temkinli, cümleler mesafeli.
O eski kelimeler nereye kayboldu?
Mektuplar vardı.
“Mektup geldi mi?” diye soramadan cevabı gelirdi. Gelen mektuplar saklanır, yıllar sonra tekrar tekrar okunurdu.
O satırlarda beklemek vardı, özlemek vardı, bağ kurmak vardı.
Çocukluğumuzda kimse bize bugünkü gibi güvensizlik aşılamazdı.
Dünya daha güvenli olduğu için mi, yoksa biz daha saf olduğumuz için mi bilinmez.
Ama güven vardı.
Şimdi ise en çok aradığımız duygu yine o.
Bir zaman makinesi olsa ve geçmişle bugünü yan yana koyabilsek…
Yolları gözlenen mektuplarla, “mrb” diye yazılan mesajları…
Eski bayramlarla bugünkü bayramları…
Eski insanlarla bugünün insanlarını…
Yerini tutar mı dersiniz?
Peki ego neredeydi o zamanlar?
Bu yıl yeni yıl için birine mektup ya da simli bir kart gönderdiniz mi hiç?
Belki de her şeyin başı, küçük ama gerçek bir temasla başlar...
Her daim bir umut vardır
Aylin Özgür