
Todd May’in kaleme aldığı, Bekir Aşçı çevirisiyle dilimize kazandırılan Varolma(ma)nın Felsefesi, yalnızca 151 sayfadan oluşmasına rağmen derin bir düşünce yolculuğu sunuyor.
Kitap kısa gibi görünse de okurdan zaman talep ediyor. Çünkü her bölümde insanın varlığına, doğayla ilişkisine ve geleceğe dair ikilemlere dair sorular bırakıyor. May, felsefeyi gündelik hayatın acil sorunlarıyla buluşturarak, okurunu cevaplardan çok sorgulamalara yönlendiriyor.
İnsan, Yaratıcı mı Yok Edici mi?
Yazar, “İnsanın dünyadaki varlığı gerçekten gerekli mi?” sorusunu merkeze alıyor. İklim krizi, çarpık kentleşme, hızla artan nüfus, yok olan doğal yaşam… Bütün bu meseleleri insanın etkisiyle ilişkilendiriyor. İnsan türü, doğanın ekosistemlerine zarar veren bir unsur mu, yoksa mutluluk tohumları eken bir varlık mı?
May’in kitabında dikkat çeken ikilemlerden bazıları:
İnsan nüfusu artarsa hayvanlar, ormanlar, göller yok olabilir.
İnsan nüfusu azalırsa dünya bundan fayda mı görür?
Mutluluk tohumları ekmek, gezegeni kurtarmaya yeter mi?
Bu soruların kesin cevapları yok. Yazar da okura düşünme, sorgulama ve kendi yanıtlarını arama sorumluluğunu bırakıyor.
Kitaptan Düşündüren Alıntılar
> “İnsanlar olmadan bu dünya daha güzel olur muydu?”
“Olumlu deneyimleri olumsuz olanlardan daha fazla hatırlarız, geleceğin muhtemelen daha iyi olacağını da düşünürüz.”
“Biz sanatın kendisinden ziyade sanatın değerinin kaynağıyız.”
“Dünyaya mutluluk ekleyerek onun daha iyi hale gelmesine vesile olma fikri sadece insanların sahip olabileceği bir fikirdir.”
Bu alıntılar, kitabın hem bireysel hem toplumsal ölçekte okura ne kadar düşündürücü sorular yönelttiğini gösteriyor.
Kendi İzlenimim
Felsefi kitaplara sık rastlamasam da Varolma(ma)nın Felsefesi beni hem düşündürdü hem de kendi varoluşuma dönüp bakmama sebep oldu. Üstelik kitabın ilk basımını okumak da ayrı bir mutluluktu.
Ve belki de bu kitabı özetleyen en doğru cümle şudur:
“Hayatın ikilemlerinde herkes kendi doğrusunu arar; kimi başkalarına zarar vermekten korkar, kimisinin ise umurunda bile değildir.”
– Aylin Özgür