Aylin Özgür
Köşe Yazarı
Aylin Özgür
 

KAVGADAN MI BESLENİYORUZ?

Toplum olarak her şeyin aşırısını sever olduk. Şiddet içeren programları, oyunları, etkinlikleri izliyoruz; severek, bilerek… Hatta kitaplarda bile varsa, o kitabı alıp okuyoruz. Peki neyi bulmak istiyoruz o şiddetin içinde? Şiddet derken sadece fiziksel olanı değil; ruhsal, zihinsel her türlüsünü neredeyse normal karşılar olduk. Oysa eskiden toplum bu tarz şeyleri sevmezdi. Ne oldu da birden ruhumuz şiddetten beslenir oldu? Sahi, ne çekiyor bizi mıknatıs gibi şiddete? Ne oldu da dilimiz şiddete alıştı? Ne oldu da gücümüzü göstermenin, meydan okumanın bu kadar kolay olduğu bir yere geldik? Ne oldu da bilgimize değil de bileğimizin gücüne güvenir olduk? Yediğimiz içtiğimiz mi bizi böyle yaptı, yoksa soluduğumuz havada bilmediğimiz partiküller mi var? İyilikten yana olanlar ise olan biteni izlerken “Dünden bugüne ne değişti?” sorusuyla bocalayıp duruyor. Bize iyilikten sapmamayı öğütleyen örnek büyüklerimiz vardı. Günümüzde ise “Gücünü göster, laf söyletme, ez, yok et” sözleri revaçta sanki. İnsana yakışıyor mu bunlar? İlkel çağdan çıkamadık mı hâlâ? Yok edince herkesi, her şeyi mutlu mu olacaksınız? Keşke başkalarına zarar vermek yerine herkese tepeden bakan egonuzu törpüleseniz. Taş atmak, yumruk savurmak, yok etmek yerine keşke çiçek ve iyilik dağıtsanız… Nasıl güzel olurdu bu dünya. Nasıl… Dursanız mı artık? Yetmedi mi? Değer mi? Gözyaşları sel oldu. Yaşattığınız üzüntüler hasta etti. İyilikle doyurun artık ruhunuzu. İyilik olsun felsefeniz. İyilik dolsun kalbiniz. Her daim bir umut vardır Aylin Özgür
Ekleme Tarihi: 24 Ocak 2026 -Cumartesi

KAVGADAN MI BESLENİYORUZ?

Toplum olarak her şeyin aşırısını sever olduk. Şiddet içeren programları, oyunları, etkinlikleri izliyoruz; severek, bilerek… Hatta kitaplarda bile varsa, o kitabı alıp okuyoruz. Peki neyi bulmak istiyoruz o şiddetin içinde? Şiddet derken sadece fiziksel olanı değil; ruhsal, zihinsel her türlüsünü neredeyse normal karşılar olduk. Oysa eskiden toplum bu tarz şeyleri sevmezdi. Ne oldu da birden ruhumuz şiddetten beslenir oldu? Sahi, ne çekiyor bizi mıknatıs gibi şiddete? Ne oldu da dilimiz şiddete alıştı? Ne oldu da gücümüzü göstermenin, meydan okumanın bu kadar kolay olduğu bir yere geldik? Ne oldu da bilgimize değil de bileğimizin gücüne güvenir olduk? Yediğimiz içtiğimiz mi bizi böyle yaptı, yoksa soluduğumuz havada bilmediğimiz partiküller mi var? İyilikten yana olanlar ise olan biteni izlerken “Dünden bugüne ne değişti?” sorusuyla bocalayıp duruyor. Bize iyilikten sapmamayı öğütleyen örnek büyüklerimiz vardı. Günümüzde ise “Gücünü göster, laf söyletme, ez, yok et” sözleri revaçta sanki. İnsana yakışıyor mu bunlar? İlkel çağdan çıkamadık mı hâlâ? Yok edince herkesi, her şeyi mutlu mu olacaksınız? Keşke başkalarına zarar vermek yerine herkese tepeden bakan egonuzu törpüleseniz. Taş atmak, yumruk savurmak, yok etmek yerine keşke çiçek ve iyilik dağıtsanız… Nasıl güzel olurdu bu dünya. Nasıl… Dursanız mı artık? Yetmedi mi? Değer mi? Gözyaşları sel oldu. Yaşattığınız üzüntüler hasta etti. İyilikle doyurun artık ruhunuzu. İyilik olsun felsefeniz. İyilik dolsun kalbiniz. Her daim bir umut vardır Aylin Özgür
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rotayonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.