Bazen insan kendi parıltısını bile söndürür.
Çünkü ya çok parlak olunca rahatsız olur,
ya da çevresinde parıldamayı bilmeyenler
o ışığı engellemeye çalışır.
Oysa bilseler…
Birlikte parlamak daha kolay, daha güçlü, daha güzel.
Bir ışık diğerini kısmak zorunda değildir;
Bir ışık, diğerine yol bile gösterebilir.
Ama işte, hayat bu ya…
Kimi önümüze set çeker,
kimi “buraya kadar” diye sınır çizer.
Kimi yasaklar koyar,
kimi de kendince kural üretir:
“Parlamak yasak.”
Hep insanî şeyler bunlar.
Kimine göre normaldir,
onların dünyasında kendilerince haklılık vardır.
Bizim dünyamızda da kendimizce sebeplerimiz…
Ama unuttukları bir şey var:
Kimse ışığı odanın bir köşesine takıp açamaz.
Kimse parlaklığı bir düğmeyle veremez,
kimse ruhun yerine spot lamba koyamaz.
Parlaklık içeriden gelir.
Ruhun derininden, iyiliğe yönelen o küçük kıvılcımdan.
İyi şeyler yaptıkça çoğalır,
güzel düşündükçe büyür,
bir adım attıkça daha da parlar.
Ve insan ne kadar engellenirse engellensin,
ne kadar gölge düşürülürse düşürülsün…
İçinde bir yer, minicik bir yer bile ışımaya devam ediyorsa,
bir gün yeniden parlar.
Hem de eskisinden daha güçlü.
Çünkü gerçek parıltı, dışarıdan alınmaz…
İçeriden hatırlanır.
Her daim bir umut vardır
Aylin Özgür