Her birimizin ruhuna savaşlar farklı farklı dokunur.
Kimi yıkıcı olur, kimi yok edici.
Yanında var olma savaşı ise bambaşkadır.
Hani hep barış isteriz ya…
Ama kendimizi, savaşa hazır hâlde beklerken buluruz çoğu zaman.
Buna her türlü savaş dâhil.
İster silahlı olsun ister silahsız.
Hayatımızın her anı savaş ve mücadele.
Yeri gelir kendimizle savaşırız,
yeri gelir rakip olarak gördüğümüz herkesle.
Gerçekten barış istiyor muyuz peki?
Herkesin her günü ayrı bir savaş alanı;
bazen yıkıcı, bazen sessiz,
bazen kimsenin görmediği kadar derin.
Ya kendimizle olan savaşlar?
Onlar ne durumda?
En uzun süren, en yorucu olanlar değil mi zaten?
Adı konmamış cephelerde,
kendimizden sakladığımız yaralarla verdiğimiz savaşlar…
Barışı sağlayabildik mi?
Yoksa barış,
her limanda sağlandıktan sonra mı gelecek bize?
Ön şartlar, ön istekler…
Bitmiyor ki öncelikler.
Kim bilir, biz kendimizi hangi öncelik sırasında unuttuk?
Hep biraz daha sonra dedik.
Bir iş bitsin, bir yol açılsın,
bir şeyler düzelsin diye bekledik.
Ruhumuza “bekle, sabret, hadi yarın olsun”
diye diye küstürdük.
Sonra da
“Ruhum bana yabancı” dedik.
Oysa yabancı olan bizdik belki de kendimize.
Dinlemediğimiz, görmezden geldiğimiz,
susmayı seçtiğimiz her an
biraz daha uzaklaştık içimizden.
Şimdi soruyorum:
Ruhumuzla da mı savaşacağız?
Yoksa ilk kez silahları bırakıp
aynı masaya mı oturacağız?
Belki barış tam da burada başlar.
Kendimize kıymet vermeyi hatırladığımız yerde.
Yorulduğumuzu kabul ettiğimizde,
kaçmadan durabildiğimizde.
Geç olur mu?
Belki.
Ama umut, geç kalmayı bilmez.
Bazen barış büyük zaferlerle gelmez.
Bazen sadece durmakla,
derin bir nefes almakla başlar.
Kendimize “buradayım” diyebildiğimiz anda.
Ruhumuz hâlâ orada.
Kırgın belki, yorgun belki…
Ama vazgeçmiş değil.
Bir adım atmamızı,
onu yeniden duymamızı bekliyor.
Ve belki de barış,
dünyayla değil önce kendimizle başlar.
Silahları bırakıp,
kendimize sarıldığımız o ilk anda.
Geç değil.
Çünkü umut,
hatırladığımız anda başlar.
Her daim bir umut vardır
Aylin Özgür
RUHUMUZA DOKUNAN SAVAŞLAR
Her birimizin ruhuna savaşlar farklı farklı dokunur.
Kimi yıkıcı olur, kimi yok edici.
Yanında var olma savaşı ise bambaşkadır.
Hani hep barış isteriz ya…
Ama kendimizi, savaşa hazır hâlde beklerken buluruz çoğu zaman.
Buna her türlü savaş dâhil.
İster silahlı olsun ister silahsız.
Hayatımızın her anı savaş ve mücadele.
Yeri gelir kendimizle savaşırız,
yeri gelir rakip olarak gördüğümüz herkesle.
Gerçekten barış istiyor muyuz peki?
Herkesin her günü ayrı bir savaş alanı;
bazen yıkıcı, bazen sessiz,
bazen kimsenin görmediği kadar derin.
Ya kendimizle olan savaşlar?
Onlar ne durumda?
En uzun süren, en yorucu olanlar değil mi zaten?
Adı konmamış cephelerde,
kendimizden sakladığımız yaralarla verdiğimiz savaşlar…
Barışı sağlayabildik mi?
Yoksa barış,
her limanda sağlandıktan sonra mı gelecek bize?
Ön şartlar, ön istekler…
Bitmiyor ki öncelikler.
Kim bilir, biz kendimizi hangi öncelik sırasında unuttuk?
Hep biraz daha sonra dedik.
Bir iş bitsin, bir yol açılsın,
bir şeyler düzelsin diye bekledik.
Ruhumuza “bekle, sabret, hadi yarın olsun”
diye diye küstürdük.
Sonra da
“Ruhum bana yabancı” dedik.
Oysa yabancı olan bizdik belki de kendimize.
Dinlemediğimiz, görmezden geldiğimiz,
susmayı seçtiğimiz her an
biraz daha uzaklaştık içimizden.
Şimdi soruyorum:
Ruhumuzla da mı savaşacağız?
Yoksa ilk kez silahları bırakıp
aynı masaya mı oturacağız?
Belki barış tam da burada başlar.
Kendimize kıymet vermeyi hatırladığımız yerde.
Yorulduğumuzu kabul ettiğimizde,
kaçmadan durabildiğimizde.
Geç olur mu?
Belki.
Ama umut, geç kalmayı bilmez.
Bazen barış büyük zaferlerle gelmez.
Bazen sadece durmakla,
derin bir nefes almakla başlar.
Kendimize “buradayım” diyebildiğimiz anda.
Ruhumuz hâlâ orada.
Kırgın belki, yorgun belki…
Ama vazgeçmiş değil.
Bir adım atmamızı,
onu yeniden duymamızı bekliyor.
Ve belki de barış,
dünyayla değil önce kendimizle başlar.
Silahları bırakıp,
kendimize sarıldığımız o ilk anda.
Geç değil.
Çünkü umut,
hatırladığımız anda başlar.
Her daim bir umut vardır
Aylin Özgür
Ekleme
Tarihi: 27 Aralık 2025 -Cumartesi
RUHUMUZA DOKUNAN SAVAŞLAR
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.