Nurdan Kıyar
Köşe Yazarı
Nurdan Kıyar
 

Küçük Kalpler İçin Büyük Bir Başlangıç

Yeni bir okul, yeni bir öğretmen, yeni arkadaşlar… Biz yetişkinler için bile yenilikler bazen zorlayıcıyken, çocuklar için bu süreç çok daha derin duygular barındırır. İşte tam da bu yüzden “oryantasyon haftası” yalnızca bir tanışma süreci değil; çocuğun duygusal güvenliğini inşa ettiğimiz en önemli başlangıçtır. Oryantasyon haftası, çocuğun okula adım attığı ilk anda yaşadığı kaygıyı azaltmak, güven duygusunu geliştirmek ve aidiyet hissini güçlendirmek için planlanan özel bir süreçtir. Bu hafta boyunca çocuk; ortamı tanır, öğretmeniyle bağ kurar ve en önemlisi “ben buraya aitim” duygusunu hissetmeye başlar. Bu süreçte çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey güvendir. Çünkü çocuk için okul; anneden ayrılık, bilinmeyene geçiş ve kontrol kaybı anlamına gelebilir. Ağlama, içe kapanma, öfke ya da aşırı hareketlilik gibi tepkiler oldukça doğaldır. Bunlar bir sorun değil, bir uyum sürecinin parçasıdır. Peki bu süreçte ailelere düşen görev nedir? Öncelikle vedaları kısa ve net tutmak gerekir. Uzayan vedalar çocuğun kaygısını artırır. “Ben birazdan geleceğim” gibi belirsiz cümleler yerine, “Seni okul çıkışında alacağım” gibi net ifadeler kullanılmalıdır. Çocuk, söylenenin gerçekleştiğini gördükçe güven duygusu gelişir. Bir diğer önemli nokta ise çocuğu duyguları konusunda onaylamaktır. “Ağlama” demek yerine, “Şu an biraz zorlanıyorsun, seni anlıyorum” demek çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Çünkü çocuk anlaşılmak ister, bastırılmak değil. Öğretmenler için ise bu hafta bir gözlem haftasıdır. Her çocuğun mizacı, tepkisi ve uyum süresi farklıdır. Kimi çocuk hemen adapte olurken, kimi zamana ihtiyaç duyar. Burada önemli olan hız değil, sağlıklı bir bağ kurmaktır. Oryantasyon haftasında yapılan küçük rutinler büyük fark yaratır. Her gün aynı karşılama, aynı vedalaşma şekli, sınıf içinde tekrar eden etkinlikler… Bunların hepsi çocuğun dünyasında “öngörülebilirlik” oluşturur. Ve çocuk, öngörebildiği yerde kendini güvende hisseder. Unutulmamalıdır ki; oryantasyon haftası sadece okula alışma süreci değil, aynı zamanda çocuğun hayat boyu sürecek okul algısının temelinin atıldığı bir dönemdir. Bu süreçte yaşanan olumlu deneyimler, çocuğun öğrenmeye olan tutumunu doğrudan etkiler. Sevgili aileler, çocuğunuzun elini bırakırken aslında onu yalnız bırakmıyorsunuz. Ona güvenmeyi, ayrılmayı ve yeniden kavuşmayı öğretiyorsunuz. Ve sevgili öğretmenler… Bir çocuğun gözündeki korkuyu güvene dönüştüren en güçlü şey sizin yaklaşımınızdır. Çünkü her büyük başlangıç, küçük bir güven duygusuyla başlar. Nurdan Kıyar / Adana
Ekleme Tarihi: 23 Mart 2026 -Pazartesi

Küçük Kalpler İçin Büyük Bir Başlangıç

Yeni bir okul, yeni bir öğretmen, yeni arkadaşlar…

Biz yetişkinler için bile yenilikler bazen zorlayıcıyken, çocuklar için bu süreç çok daha derin duygular barındırır.

İşte tam da bu yüzden “oryantasyon haftası” yalnızca bir tanışma süreci değil; çocuğun duygusal güvenliğini inşa ettiğimiz en önemli başlangıçtır.

Oryantasyon haftası, çocuğun okula adım attığı ilk anda yaşadığı kaygıyı azaltmak, güven duygusunu geliştirmek ve aidiyet hissini güçlendirmek için planlanan özel bir süreçtir. Bu hafta boyunca çocuk; ortamı tanır, öğretmeniyle bağ kurar ve en önemlisi “ben buraya aitim” duygusunu hissetmeye başlar.

Bu süreçte çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey güvendir. Çünkü çocuk için okul; anneden ayrılık, bilinmeyene geçiş ve kontrol kaybı anlamına gelebilir. Ağlama, içe kapanma, öfke ya da aşırı hareketlilik gibi tepkiler oldukça doğaldır. Bunlar bir sorun değil, bir uyum sürecinin parçasıdır.

Peki bu süreçte ailelere düşen görev nedir?

Öncelikle vedaları kısa ve net tutmak gerekir. Uzayan vedalar çocuğun kaygısını artırır. “Ben birazdan geleceğim” gibi belirsiz cümleler yerine, “Seni okul çıkışında alacağım” gibi net ifadeler kullanılmalıdır. Çocuk, söylenenin gerçekleştiğini gördükçe güven duygusu gelişir.

Bir diğer önemli nokta ise çocuğu duyguları konusunda onaylamaktır. “Ağlama” demek yerine, “Şu an biraz zorlanıyorsun, seni anlıyorum” demek çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Çünkü çocuk anlaşılmak ister, bastırılmak değil.

Öğretmenler için ise bu hafta bir gözlem haftasıdır. Her çocuğun mizacı, tepkisi ve uyum süresi farklıdır. Kimi çocuk hemen adapte olurken, kimi zamana ihtiyaç duyar. Burada önemli olan hız değil, sağlıklı bir bağ kurmaktır.

Oryantasyon haftasında yapılan küçük rutinler büyük fark yaratır. Her gün aynı karşılama, aynı vedalaşma şekli, sınıf içinde tekrar eden etkinlikler… Bunların hepsi çocuğun dünyasında “öngörülebilirlik” oluşturur. Ve çocuk, öngörebildiği yerde kendini güvende hisseder.

Unutulmamalıdır ki; oryantasyon haftası sadece okula alışma süreci değil, aynı zamanda çocuğun hayat boyu sürecek okul algısının temelinin atıldığı bir dönemdir. Bu süreçte yaşanan olumlu deneyimler, çocuğun öğrenmeye olan tutumunu doğrudan etkiler.

Sevgili aileler, çocuğunuzun elini bırakırken aslında onu yalnız bırakmıyorsunuz. Ona güvenmeyi, ayrılmayı ve yeniden kavuşmayı öğretiyorsunuz.

Ve sevgili öğretmenler…
Bir çocuğun gözündeki korkuyu güvene dönüştüren en güçlü şey sizin yaklaşımınızdır.

Çünkü her büyük başlangıç, küçük bir güven duygusuyla başlar.

Nurdan Kıyar / Adana

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rotayonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.