ÇARESİZLİĞİN İSTİSMARI
Bugün toplu taşımada bir telefon konuşmasına şahit oldum. Bir kadın gıda takviyesi satışı yapıyor telefonda. Karşı tarafın annesinin rahatsızlığına hangi ürün iyi gelir tarif ediyor, fiyat bilgisi veriyor ve satış gerçekleşiyor. Dayanamadım sordum. Sağlık görevlisi mi? Hayır...herhangi bir sağlık bilgisi ya da eğitimi almış mı? Hayır...Modern dünyanın en kazançlı ama bir o kadar da tehlikeli illüzyonlarından biriyle karşı karşıyayız anladım... Sağlık bilgisi ve bilimsel kanıt olmadan, network marketing yani zincirleme satış yöntemiyle pazarlanan mucize gıda takviyeleri...
İnsanların en hassas noktası olan şifa arayışını, birer "saadet zinciri" halkasına dönüştüren bu sistemler, halk sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Bilimsel temelden uzak gıda takviyesi çılgınlığının ve çaresizlik istismarının insan sağlığı üzerindeki görünmeyen zararlarından bahsetmek istiyorum sizlere. Çünkü bu sistemler tamamen çaresizliğin maddi ve manevi istismarıdır.
Kronik bir hastalıkla mücadele eden, ağrıları dinmeyen veya sevdiklerine çare arayan insanlar modern tıpta aradıklarını hemen bulamadıklarında manipülasyona açık hale gelirler. "Umut" Satıcılığı ve bilimsel hiçbir formasyonu olmayan, sadece "satış temsilcisi" unvanı taşıyan kişiler, bu çaresizliği kazanca dönüştürür.Tıpkı şahit olduğum kadın gibi... Sistemin yürümesi için sıklıkla "Doktorlar bunu bilmenizi istemiyor" veya "İlaç firmalarının yalanları" gibi komplo teorileri üretilerek hastalar modern tıptan uzaklaştırılıyor. Hatta bazen doktorların bile bu ürünleri kullandığı söyleniyor.
Bu ürünlerin en büyük zararı doğrudan toksik olmalarından ziyade, doğru ve zamanında tedaviyi engellemeleridir. Kanser, diyabet veya böbrek yetmezliği gibi kritik hastalıklara sahip bireyler, bu "mucize" takviyelere güvenerek doktor kontrollerini ve ilaçlarını bırakabiliyor. Erken teşhisle kurtulabilecek vakalar, merdiven altı veya kontrolsüz bitkisel takviyelerle vakit kaybedildiği için geri dönülemez evrelere ulaşıyor. "Doğalsa zararsızdır" düşüncesi modern tıbbın önündeki en büyük engellerden biri maalesef. Vücuda alınan her yabancı madde gibi bu takviyeler de karaciğer ve böbrekler tarafından süzülüyor. Dozu, içeriği ve standardı belli olmayan ürünler akut karaciğer yetmezliğine ve geri dönüşümsüz böbrek hasarlarına yol açabiliyor. Kişinin halihazırda kullandığı hayati ilaçlar ile bu takviyeler etkileşime girerek iç kanamaya veya ritim bozukluklarına sebep olabiliyor.
Zincirleme satış modellerinde ürünü size tavsiye eden kişi bir hekim veya eczacı değildir; üst kollardan prim kazanmak isteyen kapı komşunuz, akrabanız veya sosyal medyadaki bir tanıdığınızdır. Tıbbi bir eğitim almamış bu kişilerin, kişiye özel doz ayarlaması yapması, yan etkileri öngörmesi veya kontraendikasyonları bilmesi imkansızdır. Sağlık, kulaktan dolma bilgilerle, "bize bu ay şu kadar ciro lazım" diyen bir satış zincirinin insafına bırakılmayacak kadar değerlidir. Bir ürünün ambalajının parlak olması, arkasında uluslararası bir satış ağının bulunması onu "bilimsel" kılmaz. İnsanlığın dertlerine çare arama dürtüsü, birilerinin kazanç kapısı olmamalı; takviye edici gıdalar dahil sağlığı ilgilendiren her adım yalnızca hekimlerin ve eczacıların rehberliğinde, bilimsel kanıtlara dayalı olarak alınmalıdır. Lütfen hekimlerinize danışmadan hiç bir ürünü kullanmayın. Aktarlardan aldığınız doğal bitkiler de dahil. Herkes herşeyi kullanamaz. Lütfen birileri para kazanırken kendinizi ve sevdiklerinizi tehlikeye atmayın.
Ekleme
Tarihi: 26 Haziran 2026 -Cuma
ÇARESİZLİĞİN İSTİSMARI
Bugün toplu taşımada bir telefon konuşmasına şahit oldum. Bir kadın gıda takviyesi satışı yapıyor telefonda. Karşı tarafın annesinin rahatsızlığına hangi ürün iyi gelir tarif ediyor, fiyat bilgisi veriyor ve satış gerçekleşiyor. Dayanamadım sordum. Sağlık görevlisi mi? Hayır...herhangi bir sağlık bilgisi ya da eğitimi almış mı? Hayır...Modern dünyanın en kazançlı ama bir o kadar da tehlikeli illüzyonlarından biriyle karşı karşıyayız anladım... Sağlık bilgisi ve bilimsel kanıt olmadan, network marketing yani zincirleme satış yöntemiyle pazarlanan mucize gıda takviyeleri...
İnsanların en hassas noktası olan şifa arayışını, birer "saadet zinciri" halkasına dönüştüren bu sistemler, halk sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Bilimsel temelden uzak gıda takviyesi çılgınlığının ve çaresizlik istismarının insan sağlığı üzerindeki görünmeyen zararlarından bahsetmek istiyorum sizlere. Çünkü bu sistemler tamamen çaresizliğin maddi ve manevi istismarıdır.
Kronik bir hastalıkla mücadele eden, ağrıları dinmeyen veya sevdiklerine çare arayan insanlar modern tıpta aradıklarını hemen bulamadıklarında manipülasyona açık hale gelirler. "Umut" Satıcılığı ve bilimsel hiçbir formasyonu olmayan, sadece "satış temsilcisi" unvanı taşıyan kişiler, bu çaresizliği kazanca dönüştürür.Tıpkı şahit olduğum kadın gibi... Sistemin yürümesi için sıklıkla "Doktorlar bunu bilmenizi istemiyor" veya "İlaç firmalarının yalanları" gibi komplo teorileri üretilerek hastalar modern tıptan uzaklaştırılıyor. Hatta bazen doktorların bile bu ürünleri kullandığı söyleniyor.
Bu ürünlerin en büyük zararı doğrudan toksik olmalarından ziyade, doğru ve zamanında tedaviyi engellemeleridir. Kanser, diyabet veya böbrek yetmezliği gibi kritik hastalıklara sahip bireyler, bu "mucize" takviyelere güvenerek doktor kontrollerini ve ilaçlarını bırakabiliyor. Erken teşhisle kurtulabilecek vakalar, merdiven altı veya kontrolsüz bitkisel takviyelerle vakit kaybedildiği için geri dönülemez evrelere ulaşıyor. "Doğalsa zararsızdır" düşüncesi modern tıbbın önündeki en büyük engellerden biri maalesef. Vücuda alınan her yabancı madde gibi bu takviyeler de karaciğer ve böbrekler tarafından süzülüyor. Dozu, içeriği ve standardı belli olmayan ürünler akut karaciğer yetmezliğine ve geri dönüşümsüz böbrek hasarlarına yol açabiliyor. Kişinin halihazırda kullandığı hayati ilaçlar ile bu takviyeler etkileşime girerek iç kanamaya veya ritim bozukluklarına sebep olabiliyor.
Zincirleme satış modellerinde ürünü size tavsiye eden kişi bir hekim veya eczacı değildir; üst kollardan prim kazanmak isteyen kapı komşunuz, akrabanız veya sosyal medyadaki bir tanıdığınızdır. Tıbbi bir eğitim almamış bu kişilerin, kişiye özel doz ayarlaması yapması, yan etkileri öngörmesi veya kontraendikasyonları bilmesi imkansızdır. Sağlık, kulaktan dolma bilgilerle, "bize bu ay şu kadar ciro lazım" diyen bir satış zincirinin insafına bırakılmayacak kadar değerlidir. Bir ürünün ambalajının parlak olması, arkasında uluslararası bir satış ağının bulunması onu "bilimsel" kılmaz. İnsanlığın dertlerine çare arama dürtüsü, birilerinin kazanç kapısı olmamalı; takviye edici gıdalar dahil sağlığı ilgilendiren her adım yalnızca hekimlerin ve eczacıların rehberliğinde, bilimsel kanıtlara dayalı olarak alınmalıdır. Lütfen hekimlerinize danışmadan hiç bir ürünü kullanmayın. Aktarlardan aldığınız doğal bitkiler de dahil. Herkes herşeyi kullanamaz. Lütfen birileri para kazanırken kendinizi ve sevdiklerinizi tehlikeye atmayın.
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.