Bazı tarihler sadece takvimde duran bir gün değildir.
Bazı günler vardır; bir milletin kaderi yön değiştirir, umudu yeniden ayağa kalkar, küllerin içinden bir irade doğar.
19 Mayıs işte tam da böyle bir gündür.
19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan bir adam, aslında sadece bir şehre ayak basmadı.
Yorgun düşmüş bir halkın içine yeniden inancı bıraktı.
Çaresizliğe teslim olmuş ruhlara “henüz bitmedi” dedi.
Çünkü bazen bir millet önce toprağını değil, umudunu kaybeder.
Ve bir millet yeniden ayağa kalkacaksa, önce ruhu ayağa kalkmalıdır.
Bugün dönüp baktığımızda görüyoruz ki; bağımsızlık sadece sınırları korumak değildir.
Bağımsızlık, korkularına teslim olmamaktır.
Kendi iradene sahip çıkmaktır. Düşünen, sorgulayan, üreten gençler yetiştirmektir.
Ve belki de en önemlisi; bir milletin kendi özünü unutmamasıdır.
Atatürk’ün bu günü gençlere armağan etmesi çok derin bir bilinçtir.
Çünkü gençlik sadece yaş değildir. Gençlik; yenilenebilme cesaretidir.
Düştüğü yerden kalkabilme gücüdür. “Her şeye rağmen devam edeceğim” diyebilmektir.
Bugün gençlerin en büyük savaşı belki cephede değil…
Ama zihinlerinde, kaygılarında, yalnızlıklarında, umutsuzluklarında sürüyor.
Bu yüzden bugün sadece geçmişi anmak değil; geleceği nasıl inşa edeceğimizi de düşünme günüdür.
Bir toplumun geleceği, gençlerinin ruh sağlığı kadar güçlüdür.
Hayal kurabilen, düşünebilen, hissedebilen gençler; bir ülkenin gerçek hazinesidir.
Belki bugün hepimizin kendine şu soruyu sorması gerekiyor:
Biz gerçekten özgür düşünebilen, kendi sesini duyabilen bireyler miyiz?
Yoksa sadece korkuların, kalıpların ve ezberlerin içinde mi yaşıyoruz?
Çünkü gerçek bağımsızlık bazen insanın kendi içindeki zincirleri fark etmesiyle başlar.
19 Mayıs; sadece bir başlangıcın tarihi değil, yeniden ayağa kalkmanın mümkün olduğunu hatırlatan bir iradedir.
Ve bazı umutlar, aradan kaç yıl geçerse geçsin hâlâ ilk günkü gibi nefes alır…
Eğitmen/Yazar/Nefes Koçu Nimet Ünal Mızraklı
@nisanrain @nefesin_de_nimettir